Anasayfa » Haber & Duyuru

Roma Vatikan’a ev sahipliği yapmasından dolayı da çevresinde ve şehir içerisinde de birçok kiliseyi bulundurmaktadır. Farklı hikâyeleri ve yapılarıyla oldukça görkemli olan bu kiliseleri sizler için derledik.

Basilica di San Pietro

Basilica di San Pietro

Basilica di San Pietro Kilisesi, büyüklüğü ve kiliseiçinde yer alan ışıklandırılmasıyla da büyülü ve mistik bir dünyada kendinizi hissetmenizi neden olacak bi yapıdır. Bazilika olarak oldukça görkemli ve adeta büyük bir mücevher kutusu görünümünde olması da gözlerinizi kamaştıracaktır. Rönesans dönemi eserlerinden olan San Pietro Bazilikası (Aziz Peter Bazilikası) Vatikan içerisinde yer almaktadır. Mimarları arasında Michelangelo’nun da bulunduğu 9 farklı mimari usta tarafından düzenlenerek inşa edilen bazilika Barok dönem  mimarisini de oldukça iyi bir örneği olaak Roma’nın görülmesi gereken kiliseleri arasında yerini almaktadır.

Santa Maria del Popolo

Santa Maria del Popolo

Efsanevi bir hikaye üzerine 1099 yılında İmparator Neron’un gömüldüğü yere II. Paschalis tarafından inşa edilmesi önerilmiş olan Santa Maria del Popolo Kilisesi, Rönesans döneminin barok mimarisine ait en iyi örneklerindendir. Baccio Pontelli, Andrea Bregno, Gian Lorenzo Bernini gibi döneminin önde gelen mimarları tarafından inşa edilen Bazilika olarak da kabul edilen kilise Roma’nın kiliseleri arasındadır.

San Clemente

San Clemente

Roma’da yer alan Katolik kiliselerden birisi olan San Clemente Roma Kilisesi, küçük ve gösterişsiz olsa da oldukça büyüleyici bir kilisedir. Roma tarihinin toplandığı tek nokta olarak kabul edilen San Clemente Kilisesi, kamu bazilikası olarak Hristiyanların gizlice toplandığı ve ibadet ettiği yerlerden birisidir. 1860 yılında kalıntıları bulunan San Clemente Kilisesi yeniden restore edilerek günümüzde gezilebilir hale getirilmiş ve yeniden kamuya açılmıştır.

Santa Maria Maggiore

Santa Maria Maggiore

Roma’nın en büyük bazilikaları arasında yer alan Santa Maria Maggiore Kilisesi, Ortaçağ Rönesans dönemine ait yapıları dekorasyonu ile oldukça dikkat çekmektedir. 5. yy dan kalma olan kilise de mozaikler ve Bizans İmparatorluğu’nun önemini ve görkemini yansıtan eserler de yer almaktadır. Ender mermerler ve farklı süslemeleriyle de dikkat çeken Santa Maria Maggiore, 240 metre yüksekliğinde çan kulesine sahiptir. Mimarı Ferdinando Fuga olan Santa Maria Maggiore Roma kilisesi günümüzde ziyaretlere açık ve dini törenlerinde gerçekleştirildiği Vatikan’a bağlı kilisedir.

Santa Maria Sopra Minerva

Santa Maria Sopra Minerva

Santa Maria Sopra Minerva, antik bir tapınağın üzerine 1280 yılında inşa edilmiş bir kilisedir. Dönemin Floransa mimarisinde gotik tarzın net olarak görülebildiği yapıda, sanat eserleri de oldukça dikkat çekmektedir. 16. yy Da Engizisyon’un kalesi olarak da kabul edilen kilise Michelangelo’nun eserlerini de görebileceğiniz bir kilisedir. Michelangelo’nun Muzaffer İsa betimlemesinde daha sonrasında çıplak olarak resmedilen İsa’nın daha sonrasında bazı bölümleri parlak yıldızlı kumaş çizimleriyle kapatılsa da Michelangelo’nun eseri hala net olarak görülebilmektedir.

San Giovanni in Laterano

San Giovanni in Laterano

Roma Başpiskoposluğunun merkezi olan ve bütün kiliselerin de anası olarak kabul edilen San Giovanni in Laterano Kilisesi, 4. Yüzyılda inşa edişmiştir. 1309 yılına kadar Papa’lığın yeri olarak kullanılan Kilisesi 19. Yüzyıla kadar da taç giyme törenlerine de ev sahipliği yapmıştır. Barok mimari tarzın en göz alıcı eserlerinden biri olan ve içsüslemelerinde bulunan aziz süslemeleriyle de dikkat çeken San Giovanni in Laterano Kilisesi ve Bazilikası Constantinus tarafından inşa edilmiş ve günümüzde de hala önemini korumaya devam eden ender kiliselerden birisidir.

Santa Maria in Trastevere

Santa Maria in Trastevere

Roma’da yer alan küçük, şirin hatta sevimli olarak betimlenebilecek kilise bunlara rağmen oldukça büyüleyici ibadet yerleriyle de dikkat çekmektedir. Santa Maria in Trastevere Kilisesi Papa I. Calixtus zamanında yaptırılış ve bu döneden kalmadır. Aziz Meryem’e adanmış bir kilise ve yer olmasının yanı sıra Barok tarzda mimarisinin korunması ve günümüze kadar bozulmadan gelmiştir. Roma kiliselerinden İsa’nın doğduğu kilise olarak kabul edilen ve Hz. İsa’nın doğduğu gün buradan mucizevi bir şekilde çıkan yağ üzerine kurulu olduğu söylenen Santa Maria in Trastevere Kilisesi hala gezilebilir durumda ziyaretçilere açıktır.

San Luigi dei Francesi

İtalya’da ulusal Fransız kiliselerinden biri olan San Luigi dei Francesi, oldukça dikkat çeken Caravaggio’nun başyapıtına ev sahipliği yapmaktadır. Aziz Matta Şapeli için betimlenen üçlü büyük, dinsel bir resmin yer aldığı San Luigi dei Francesi Kilisesi, sadece bu resmi görmek için bile ziyaret edilmesi gereken yerlerden birisidir. 1589 yılında Barok tarzda inşa edilerek tamamlanan kilisenin mimarileri ise Giacomo della Porta, Domenico Fontana ‘dır.

San Paolo Fuori le Mura

4. yüzyıldan kalma San Paolo Fuori le Mura Kilisesi, çıkan bir yangın sonrasında yeniden restore edilmiştir. Özensiz olarak restorasyon çalışmaları sonucunda yine de görkeminden ve etkileyici görünüşünü koruyan kilise Neoklasik inşa edilmiştir. Yangından sonra Luigi Polett tarafından yeniden inşa edilen yapıda Paschalis şamdanları, çift sütunlu revaklar bozulmadan günümüze kadar gelen eserlerdir.

Sant’Andrea delle Valle

Roma Kilisesleri arasında kentin en büyük ikinci kubbesine sahip, barok mimarisinin örneğinin de görüldüğü Sant’Andrea delle Valle, iç cephesinde ise, Domenichino’nun freskleri yer almaktadır. En çok ziyaret edilen Roma Kiliselerinden biri olan Sant’Andrea delle Valle, Puccini’nin Toca operasının sahne aldığı ilk yer olması nedeniyle de oldukça fazla ilgi görmektedir. Fakat Karşı Reform Canavarı ’da bu kilisenin Roma’da görülmeden gidilmemesi için oldukça önemli neden olarak gösterilmektedir.

Ziyaretçilerin çoğunun, bu kiliseye Puccini’nin Toca operasının ilk kez sahnelendiği yer olarak görmek istemelerine karşın, bu Karşı Reform canavarı kendi başına da çok değerlidir. Kentin ikinci büyük kubbesi, göz alıcı Barok ön cephesi ve içeride, Domenichino’nun freskleri dikkate değer.