Anasayfa » Seyahat Tavsiyeleri

Göçler, inşaatlar, plazalar... Evet, yaşayan dev tarihi çok yıprattık belki de biraz küstürdük. Ama her şeye rağmen harika yapıları, anılarıyla ziyaretine gelen milyonları hala kendine hayran bırakmayı başaran İstanbul’umuzun muhteşem tarihi yapılarını sizin için derledik.

Topkapı Sarayı, Fatih

Hala gitmediyseniz bütün planları bi kenara bırakıp, koca İmparaotluğa ev sahipliği yapmış, entrikaların, kahramanlıkların, nice padişahların, sultanların kalbinin attığı Topkapı Sarayı’nı hemen ziyaret etmenizi şiddetle tavsiye ediyoruz. Tam 400 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetildiği, çatısı altında yaklaşık 4000 kişiye ev sahipliği yapmış olan sarayın yapımına, 1453 yılında İstanbul’u fetheden padişah Fatih Sultan Mehmet’in emriyle 1460 yılında başlanmış. 18 yılda yapımı tamamlanan Topkapı Sarayı 700.000 metrekarelik bir alana kurularak günümüzde dünyanın en büyük sarayları arasında yerini alıyor.

Yerebatan Sarnıcı, Fatih

Bizans İmparatorluğu’nun İstanbul’a kazandırdığı büyüleci yapılardan biri olan Yerebatan Sarnıcı, I. Justinianus (527-565) tarafından Yerebatan Sarayı’nın su ihtiyacını karşılamak için yaptırılmış. Osmanlı Devleti döneminde de Topkapı Sarayı’nın su ihtiyacını karşılayan bu görkemli sarnıç, günümüzde gizemli havasıyla birçok sanatsal etkinliğe ev sahipliği yapıyor.

Ayasofya Müzesi, Fatih

Dünya sanat tarihinin en gösterişli eserlerinden olan Ayasofya Kilisesi, Doğu Roma imparatorluğu’nun İstanbul’a bıraktığı en büyük yapı olarak biliniyor. İlk olarak İmparator Konstantios tarafından 360 yılında yaptırılan ve adı Birinci Kilise olarak anılan bu yapı tarihte tam üç kez farklı zamanlarda inşa edilmiş. İkinci kilisenin inşa emri İmparator II. Theodosios tarafından 415 yılında verilmiş. 537 yılında, İmparator Justinianos talimatıyla, mimar İsidoros ve Tralles tarafından Ayasofya Klisesi son halini aldı. İstanbul’un 1453 yılında padişah Fatih Sultan Mehmet tarafından fethinden sonra cami olarak kullanılmaya başlanan Ayasofya, 1934 yılında Mustafa Kemal Atatürk tarafından müzeye dönüştürülerek dünyanın dört bir yanından ziyaretçilerini bekliyor.

Dolmabahçe Sarayı, Beşiktaş 

17. yüzyılda gemilerin demirledikleri ve denizcilik törenlerinin yapıldığı bir koy olduğu bilinen bu bölge zamanla bataklık olunca, Beşiktaş Sahil Sarayı yapılarak değerlendirilmiş. Sultan Abdülmecid (1839-1861), Beşiktaş Sarayı bakımsız olduğu öne sürülerek 1843 yılında yeni bir saray yapımının emrini vermiş. Batı kültürüne hayranlığı ve yakınlığıyla bilinen Abdülmecid, yapılacak sarayın diğer sarayların aksine Avrupa mimarisinden esinlenilmesini istemiş. Dönemin ünlü mimarlarından olan Garabet Balyan ve Nigoğos Balyan’ın en ünlü şaheseri olan Dolmabahçe Sarayı, Fransız Baroku, Alman Rokokosu, İtalyan Rönesansı karışımı bir tarza sahip. Mustafa Kemal Atatürk’ün de çalışmalarına sık sık ev sahipliği yapması ve kendisinin burada vefat etmesi, Dolmabahçe Sarayı’nın kalbimizde ayrı bir yerde olmasının en önemli nedeni. Saray 1984’ten sonra müze olmasına karar verildi ve halka açıldı. 

Galata Kulesi, Karaköy 

İstanbul’un en önemli ve en eski simgelerinden olan Galata Kulesi, 528 yılında Bizans İmparatoru Anastasius tarafından deniz feneri olarak yaptırılmış. Dünyanın da en eski kuleleri arasında olan Galata Kulesi,  Haçlı Seferleri  sırasında yağmalanmasına rağmen Cenevizliler tarafından tekrar yapılmış ve daha sonra 1445 yılında yükseltilerek son halini almış. Tarih süresince rasathane, hapishane ve yangın gözleme kulesi olarak kullanılan kule Hazarfen Ahmet Çelebi’den sonra dünyaca üne kavuşuyor. 1638 yılı yani IV. Murat döneminde, Hazarfen Ahmet Çelebi’nin ahşaptan yaptığı kartal kanatlarıyla Galata Kulesi’nden Üsküdar’a uçması efsanesi hakkında dünyada birçok yazı ve video yayınlanması Galata Kulesi’nin popüleritesini artırdı. Günümüzde, 9. katı kafe, restoran olarak işletilen kulenin panaromik boğaz manzarası gönüllerinizi fethedecek.

Kız Kulesi, Üsküdar

Efsaneleriyle, masallarıyla meşhur, birçok çağa İstanbul’la beraber tanıklık etmiş Kız Kulesi’nin tarihi 2500 yıl öncesine kadar uzanıyor. İlk oluşumları Milattan Önce Antik Yunan dönemine denk gelen kuleyi, Atinalı komutan Alkibiades’in boğaza gelen gemilerden vergi almak ve denetlemek amacıyla M.Ö. 410 yılında yaptırdığı biliniyor. Roma döneminde (1143-1178) ise savunma amaçlı kullanılmak istendiği için İmparator Manuel Comnenos isteğiyle yeniden yapılandırılan kule son halini Osmanlı döneminde alıyor ve daha çok mehter takımının gösterilerinde kullanılıyor. Günümüzde, kayık ve teknelerle ulaşılabilen Kız Kulesi, boğazın eşsiz manzarasını sevdiklerimizle değerlendirebilmemiz için restoran ve kafe olarak hizmet veriyor.

 

© 2015 Barşan Turizm A.Ş. Tüm hakları saklıdır. Bu web sitesinin kullanımı, ticari kullanımı engelleyen Kullanım Şartları ile belirlenmiştir.

Site Yazarı Google+ : Ucuzauc.com